Archive for the Documents Category

Green Day, Amerikalı bir punk-rock müzik grubudur.

Albümleri ABD’de 30 milyon, dünya çapında 70 milyon satmıştır ve bu sebeple tüm zamanların en başarılı Punk Rock grubu ünvanını almışlardır. Green Day 3 tane Grammy ödüllü -Dookie ile en iyi Alternatif Albüm, American Idiot ile en iyi Rock Albümü, ve “Boulevard of Broken Dreams” parçası ile yılın kaydı ödülünü almıştır.

İlk adıyla Sweet Childrenı Rodeo-Kaliforniya’da oluşturan Billie ve Mike, John Sweet lise kafeteryasında ilk tanıştıklarında 10 yaşlarındaydılar. Kuzey Kaliforniya underground punk sounduna sahip bu grup evlerinde Ozzy Osbourne, Def Leppard ve Van Halen’dan heavy metal şarkıları çalarak başladılar müzik hayatlarına. Billie ilk şarkısı Why Don’t Want Him?i annesi ve üvey babası için yazdığında 14 yaşındaydı.

1987 yılında gruba John Kriftmeyer (Al Sobrante-davul) dahil oldu ve grubun adı Green Day olarak değişti. Sonrasında grup cafelerde çalmaya başladı. 1989 yılında grup bağımsız ilk EPleri 1,000 Hoursu kaydettiler. Bu EPyi Sweet Children ve Slappy EP leri izledi.Grubun resmi ilk albümü önceki EP lerinin kombinasyonu olan 1039/Smoothed Out Slappy Hour yerel bir firma Lookout! Records tarafından 1990 yılında yayınlandı. Sonrasında John Kriftmeyer eğitimi yüzünden gruptan ayrılmaya karar verdi.

John’un ayrılması sonrasında gruba Tré Cool(Frank Edwin Wright,III) dahil edildi. Tré ile ilk grubun ikinci albümü Kerplunk ile grup 5 ulusal turne düzenledi. Bu albüm grubun büyük firmalar tarafından tanınmasını sağladı ve Reprise Records ile anlaşmaya bağlandı.Bu firmayla ilk albüm 1994 yılında yayınlanan Punk rock soundlu Dookie idi.Albümden çıkan ilk single Longview ile Dookie hit oldu.İkinci single Basket Case ile Amerika Modern Rock listelerinde 5 hafta zirvede kaldı.

Yaz sonunda Woodstock’94 şovu albüm satışlarını arttırmaya en büyük etken oldu.Albümün 4.single ı When I Come Around ile grup Amerika Modern Rock listelerinde 7 hafta birinciliğini korudu. Dookie sadece Amerika’da 5 milyondan, uluslararası 10 milyondan fazla sattı ve bu albüm 1994 Grammy ödül töreninde Best Alternative Music Performance ödülünün sahibi oldu. Green Day 1995 sonbaharında Insomniac albümünü yayınladı. Albüm 1996 baharına kadar 2 milyon kopya sattı. 1997 yılında Nimrod albümünü piyasaya sürdüler. Bu albümünde başarısının ardından grup üyeleri kendi ailelerini kurmaya başladı. Ve aileleriyle vakit geçirebilmek için müziğe 2 yıl ara verdiler.

2000 yılında Green Day müzik piyasasına Warning albümüyle geri döndü. Bu albüm grup için farklı bir sounda sahipti. Albüm daha olgun punk içeriyordu ve malesef fanları ve eleştirmenler tarafından fazla tutulmadı. Albümün en büyük hiti Minority idi. Sonraki 4 yıl birkaç turne ve toplama albümlerle (International Superhits-2001, Shenanigans-2002) geçti. Eylül 2004′te yayınlanan American Idiot albümü Amerika hükümetine ve medyasına bir eleştiri içeriyordu. Albüm Jesus of Suburbia isimli kurgu bir öykü üzerine kurulu olduğundan Punk Rock Opera olarak sınıflandırıldı. Bu albüm Dünya Billboard listelerinde 1 numaraya yerleşti. İlk single albümünde adını taşıyan American Idiot parçasının başarısını Boulevard Of Broken Dreams izledi. American Idiot albümü 7 Grammy ödülüne aday gösterildi ve Best Rock Album ödülünü aldı.MTV Video Music Awards’da 7 ödül kazanan grup Kerrang’danda 2 ödül aldı. Uzun bir tatil döneminden sonra Green Day yaptığı açıklamada, şu an ellerinde 3 albüm çıkartacak kadar malzeme olduğunu belirtti ve Yeni albüm sorularına ise 2008 diye cevap verdi.

Dookie albümünün yayınlanmasının ardından grubun MTV’de video yayınlarına başlaması özellike Punk Rock’ı politik bir eylem olarak gören punk camiasından tepki aldı, fakat grubun yayınlarının büyük bir kitleye ulaşması hayran kitlesinin değişmesine sebep oldu.

Bu konuda Sex Pistols grubunun solisti John Lydon’dan tepki gelmişti:

“Bana Green Day’in Punk olduğunu söylemeyin. Değiller, kendilerinin bile anlamadığı bir konuda tıngırtı ve özentilik yapıyorlar. Bence sahteler”

Ayrıca The Killers grubundan Brandon Flowers grubu, önceden hesaplanmış Anti-amerikancı (Calculated Anti-americanism) olmakla suçlamıştır. Grubun American Idiot albümünün içeriğini ve Bullet İn A Bible isimli canlı konser kaydı DVD’sini yurtdışında (Almanya) kaydetmelerini de Amerikan karşıtlığı olarak yorumlamıştır

Dream Theater, Amerika / New York’tan çıkmış Progresif Metal grubudur. 90′ların başında Amerika’da başlayan Progresif Metal hareketinin Queensryche ve Fates Warning ile beraber en büyük grubudur. Grup müziğinde progresif rock ve heavy metali, jazz temelleri ile birleştirmiştir. Hayat ve felsefe gibi derin konulardan etkilenen şarkı sözleri ile progresif metalde yeni bir yol açmış, birçok grubun müziklerini etkilemişlerdir.

Yaklaşık 22 yıldır resmi olarak müzik yapan Dream Theater, Berklee’de okuyan bas gitarist John Myung, gitarist John Petrucci ve davulcu Mike Portnoy tarafından kurulmuştur. Daha sonra Petrucci’nin çocukluk arkadaşı Kevin Moore’un da katılımıyla grup “Majesty” adını aldı. Yaptıkları ilk deneme albümün başarıya ulaşması sonucu “Majesty” isminin başka bir grup tarafından kullanıldığını öğrenip, Mike Portnoy’un babasının tavsiyesiyle grubun adı eski bir sinemadan esinlenerek “Dream Theater” olarak ilk ve son kez değiştirmişlerdir. Grubun ilk albümü (When Dream and Day Unite) 1989 yılında piyasaya sürüldü. Bu albümden sonra müzikal farklılıklar yüzünden vokalist Charlie Dominici gruptan ayıldı ve onun yerine Kanadalı James LaBrie gruba katıldı. En büyük çıkışı 1992′de ikinci albümleri “Images and Words” albümüyle gerçekleştirdiler. İlk konserlerini Iron Maiden’ın katkısıyla gerçekleştirdiler. 1994′te Awake albümünü çıkaran gruptan Kevin Moore ayrıldı ve yerine Derek Sherinian geldi. 1995′te A Change Of Seasons albümünü 1997′de çıkan Falling From Infinity albümü izledi. Daha sonra gruba Jordan Rudess girdi ve 1999′da Metropolis Part 2 yan başlıklı Scenes From A Memory adlı konsept albüm çıktı. Bu albümde Nicholas diye biri hipnoz ile geçmiş yaşantısına döndürülür ve geçmiş hayatında Victoria adlı bir kadın olduğunu ve iki erkek kardeşin ona aşık olması sonucu yaşanan sorunları görür (Bu hikayenin başı da Images and Words albümünde Metropolis Part 1 olarak anlatılmıştır). Daha sonra deneysel albümler yapan grup 2002′deki 6 Degrees Of Inner Turbulence adlı 2 CDlik bir albüm yaptılar. 2003′te ise kariyerlerinin en sert albümü olan Train Of Thought piyasaya sürüldü. Bu albümü 2005 yılında Octavarium izledi. John Petrucci bu albümü en iyi albümleri olarak düşündüğünü “Score” adlı DVD lerinde belirtmiştir. Son albümleri olan Systematic Chaos ise 2007 yazında piyasaya sürüldü. Grup, sonuncusu Haziran 2007 olmak üzere 3 kere Türkiye’ye konser verdi. İlki 6 Degrees turnesinde, ikincisi Octavarium turnesinde gerçekleşti. Train Of Thought turnesinde de gelmek istemelerine rağmen, konser daha sonra iptal edildi. Grup üyelerinin hepsi birçok albümde değişik müzisyenlerle çalışmış, değişik projeler dahil olmuştur. Gitarist John Petrucci 2005 yılında Steve Vai ve Joe Satriani ile beraber G3′te çalmış ve G3 Live in Tokyo isimli albümde yer almıştır. Ayrıca kendisinin Suspended Animation adında tek başına albümü de vardır. Mike Portnoy da defalarca Dünyanın en ünlü davul dergilerine kapak konusu olmuş , dünyanın en iyi davulcularından biridir. Rudees gruba katılmadan önce ünlü basçı Tony Levin, Petrucci, Rudess ve Portnoy Liquid Tension Experiment adı altında iki albüm çıkarmıştır. John Petrucci nin “Rock Discipline”, Mike Portnoy’un “Progressive Drum Concepts”, “Liquid Drum Theater”, “in Constant Motion”, John Myung’un “Progressive Bass Concepts” isimli eğitim videoları vardır.

Grup Elemanları :
James LaBrie - vokal
John Myung - bas gitar
John Petrucci - gitar
Mike Portnoy - davul
Jordan Rudess - klavye

Diskografi :

Albümler :
When Dream And Day Unite - 1989
Images And Words - 1992
Awake - 1994
A Change Of Seasons - 1995
Falling Into Infinity - 1997
Scenes From A Memory - 1999
Six Degrees Of Inner Turbulance 2 CD - 2002
Train Of Thought - 2003
Octavarium - 2005
Systematic Chaos - 2007

Konser albümleri :
Live At The Marquee - 1993
Once In A LIVEtime - 1998
Live Scenes From New York (3 CD) - 2001
Live At Budokan (3 CD) - 2005
Score - 20th Anniversary World Tour (3 CD) - 2006

Single ve EP :
Another Day - 1992
Lie - 1994
The Silent Man - 1994
A Change Of Seasons - 1995
Hollow Years - 1997
Through Her Eyes - 2000

Dave Mustaine’in liderlik ettiği Amerikalı speed/trash metal grubu. 1983 yılında kurulmuş, 2002 yılında dağılmış ve 2004 yılında tekrar kurulmuştur.

Metallica grubundan grup elemanları ile yaşadığı problemler yüzünden kovulan Dave Mustaine, bas gitara Dave Ellefson, gitara Kerry King ve bateriye Gar Samuelson’u alarak Megadeth’i kurar. Albüm çıkmadan Kerry King gruptan ayrılır ve başka bir önemli metal grubu Slayer’ı kurar. Onun yerine Chris Poland gruba katılır. Bu kadro ile 1985 ‘te Killing Is My Business… And Business Is Good! ve 1986 ‘da Peace Sells…But Who’s Buying? albümleri yayınlanır.

1988 ‘de yayınlanan So Far So Good So What ile grup elemanları yine değişir. Jeff Young gitara, Chuck Behler davullara alınır. Bu albümde Mustaine’in arkadaşı Cliff Burton’a yazdığı In My Darkest Hour bulunmaktadır.

Ancak bu kadro da fazla dayanmaz ve gitara Marty Friedman ve bateriya Nick Menza gelir ve Rust In Peace 1990 ‘da çıkarılır. Hem eleştirmenler hem de dinleyiciler albümü çok beğenir. Hangar 18 ve Holy Wars… The Punishment Due singlelarını barındıran bu albümden iki sene sonra Countdown To Extinction çıkar. Bu albüm de Billboard müzik listesinde 2.ciliğe kadar çıkar.

1994 tarihli Youthanasia albümü ile Megadeth müzikal anlamda biraz yavaşlar. Bir sene sonra cover parçalar ve yayınlanmamış şarkılardan oluşan Hidden Treasures yayınlanır. 1997 tarihli Cryptic Writings ile Megadeth yeni müzikal yolunda hem de Trust gibi bir hit çıkararak devam eder.

1998′de Nick Menza geçirdiği ameliyattan sonra gruptan ayılır ve Jimmy DeGrasso gruba katılır. 199 çıkan Risk albümü her ne kadar bir “POP”albümü gibi algılansa da aslında Metallica’yla dalga geçmek amaçlıdır.80lerin Disko şarkılarına benzeyen “sound”larıyla,Metallica’dan Lars Ulrich’in bir röpörtajda”Megadeth niye sizin kadar ünlü olamadı”sorusuna “Onlar fazla risk almıyorlar”demesi üzerine “RISK” albümüyle Metallica ile dalga geçmiştir.Bu arada gitarist Marty Friedman da grubu bırakır ve yerine Al Pitrelli girer.

2001′de grubun eski trash metal günlerine döndüren The World Needs A Hero yayınlanır. Ancak albümün başarısına rağmen Mustaine elinde bulunan bir rahatsızlık yüzünden grubu dağıtır.

Ancak geçirdiği tedavilerden sonra Dave Mustaine müziğe devam etme kararı alır ve yeni grup arkadaşları ilk albümün gitaristi Chris Poland, davulcu Vinnie Colaiuta ve bas gitarda Jimmy Sloas ile The System Has Failed’i 2005′te çıkarır. Bu arada eski Megadeth üyesi Dave Ellefson’la da Megadeth yüzünden mahkemelik olurlar.

Grup son olarak 2007 yılında United Abominations albümünü yayınladı.

MTV neslinin çok sevdiği ve bağlandığı Nirvana 1988′de ABD’de kurulduğunda çekirdek kadrosu Kurt Cobain (20 Şubat 1967 - 5 Nisan 1994; gitar, seslendirme), Krist Novoselic (16 Mayıs 1965; bas gitar) ve Dave Grohl’dan (14 Ocak 1969; davul) oluşuyordu. Cobain “Grohl bizim altıncı davulcumuz gibi birşeydi” diye anlatıyordu, dağu yakası topluluğu “Dave Brammage”dan gelmişti, daha önce de “Scream”da çalışmıştı.

Onların asıl davulcuları Chad Channing idi, “Dinosaur Jr”ın J. Mascis ve “Mudhoney”den Dan Peters ile sürekli bir ortaklık söz konusuydu aynı zamanda… Seattle şirketi Sub Pop ile anlaşan üçlü ilk olarak 60′ların Danimarkalı topluluğu Shocking Blue tarafından kaydedilmiş “Love Buzz” ve “Big Cheese”in aralarında bulunduğu ilk 45′liklerini hazırladılar.

İkinci gitarist Jason Everman tümü topu topu 600 dolara mal olan “Bleach”tan hemen önce topluluğa katıldı, kapaktaki fotoğrafa rağmen kayıtlarda hiç rol almadı (Mindfunk, Soundgarden ve Skunk’a doğru ilerleyecekti). Bu çalışma Nirvana’nın ağır ezgilere hoş bir hava katabilme yeteneğini doğruluyordu, kısa zamanda da büyük bir tabu oldu. Ama Channing bir Avrupa turnesi sonrasında gruptan ayrıldı, yerini Dan Peters doldurdu.1990′ın tek ürünü “Sliver”da rol oynadı.

Yeni davulcu Grohl kalıcı olmayı başaracak gibiydi. Topluluğu gezegene tanıtan Nevermind ile kendine gelen Geffen şirketi ile imzalanan ayrıcalıklı anlaşmayla üçlü, bu albümünde yapısal sınırları işleyen parçalarda yörelerine özgü yavaş sözler, coşturan nakarat biçimini ve ilk elden grunge alt kültürünü yüzeye çıkarıp dinleyiciye veriyordu.

1992 başlarında ABD listelerinde en yüksekteydi. Michael Jackson ve Dire Straits ile kapışıyordu, bir çok “yılın albümü” oylamasında da keza. Açılış parçası “Smells Like Teen Spirit” Birleşik Krallık’ta ilk ondaydı, bu parça efsaneleşti, Nirvana’nın artık önemli ve tanınmış olduğunu hatırlatıyordu. Aynı sıralarda Cobain ve “Hole”dan Courtney Love’ın aşkı, evlilikleri, Love’ın Frances Bean isimli bir kız çocuğu doğurması konuşuluyordu. Şimdiden açıktı, ne var ki, Cobain bir neslin sözcüsü, kurtarıcısı rolünü benimseyip benimsememe iç çatışmasını yaşıyordu. Ses getiren ilk öykü Vanily Fayre gazetesindeki bir makaleyle geldi, Love hamileyken uyuşturucu almıştı, bu da eyalet yönetimini ilk ayında Cobainlerle bebeği yalnız bırakmama kararına götürdü.

Bir sonraki albümün kayıtlarındaki zorlukları konu alan basın açıklamaları, ayrıca Cobain’in ide rahatsızlığını dindirmek amacıyla bir dizi ilaç kullandığını ortaya koyar nitelikteydi. Yapımcı Steve Albini ile “In Utero”nun kaydı, sorunsuz olmadı; Albini ve Geffen’in vurdumduymazlığı, kendi istediklerini yapmaya çalıştıkları konuşuluyordu. Snunda kayıt tamamlandığında, “Nevermind” kadar hızlı bir çıkış yapmadı, Cobain’in söz yazma yeteneği “Penny Royal Tea”, “All Apologies” ve tartışmalara yol açan “Rape Me”de kendini gösterse de.

Daha sonraları kolay etkilenen nesil tarafından bir atasözü gibi yaklaşılacak “Kendimden nefret ediyor ve ölmek istiyorum” sözünü söyleyen, kendini yok etme arzusu içindeki Cobain 1994′te doruktaydı. İtalya’da turne esnasında komaya girdiği (ki bunun başarısız bir intihar denemesinin bütün izlerini taşıdığı daha sonradan açıklandı), ve Seattle’a dönmeden önce kendini vurduğu gerçeği Nirvana’nın ancak bir punk topluluğu olduğuna karşı çıkan adam, belki de kendisini saran başarı yüzünden yıkılmıştı.

Ölümünün ardından çok söz söylendi, bir marka oldu. Basın-yayındaki uyanış, toplumdaki etkilenme ve kayıp hareketleriyle eş zamanlı gelişmişti, bir çok tıpkıbasım intiharla birlikte… MTV Unplugged In New York”ın çıkışı hayranlarına küçük bir rahatlık, avuntu sağladı, 90′ların en dayanıklı görsel ve işitsel gösterilerinden birinde, Nirvana’ya özgü ve kaplama parçalardan bir seçki sunuluyordu.

Grohl, eski Germs gitaristi (önceki turne düzenlemelerinde ve “MTV Unplugged” gösterilerinde ikinci gitarı eline alan) Pat Smear ile “Foo Fighters”ı topladı. Onları hiç yalnız bırakmaya basın-yayın dedikoduları ise Grohl’un “Pearl Jam” veya Tom Petty ile birlikte çalışacağı yolundaydı.Novoselic ise 1997 başlarında “Sweet 75″i kurdu.

Müzik tarihine ve hayranlarına birbirinden güzel, etkileyici sayısız eser bırakan Nirvana geldi, geçti.

Bir kurtarıcı gibi düştüğü bu yeni neslin dünyasında boğulup giden yetenekli bir müzisyenin ve onun isminin arkasında zor görülen bir topluluğun; acıların, hayallerin, sevincin ve çaresizliğin öyküsü…

Children Of Bodom, Finlandiyalı çıkışlı Speed/Power Metal’e farklı tarzlarda klavye, gitar ve vokal katarak kendine özgü tarz yakalamış bir gruptur. 1993 yılında Espoo kentinde Alexi Laiho ve Jaska Raatikainen isimli iki arkadaş tarafından ”Inearthed” adıyla kurulmuştur.

Espoo’lu (Finlandiya) grup Children of Bodom 1997 sonunda ilk albümleri “Something Wild”ı çıkardı. Bu albümden önce grubun adı “Inearthed” idi ve yaptıkları müzik melodik death metaldi. Grubun yeni adı 1960′larda Helsinki’ye 20 km uzaklıktaki Bodom gölünde bıçaklı bir sapık tarafından saldırıya uğrayan dört Fin gencinden geliyordu. (Aynı zamanda göle ve gruba ismini veren bodom iskandinav mitelojisinde ilahi bir yeri olan inancı simgelemektedir..)

İlk albümlerini çıkardıktan sonra grup tüm Avrupa’ya açılmak için Nuclear Blast Germany ile anlaştı. Hemen sonra kendi isimlerini taşıyan yeni bir parça yaptılar ve bir single çıkardılar. Bu single albüm, hiç bir promosyon kampanyası yapılmadan sekiz hafta listelerde bir numarada kaldı.

Daha sonra herşey daha da hızlanmaya başladı. 1998 Şubat’ında Hypochrisy, Benediction ve Covenant ile çıktıkları ilk Nuclear Blast turnesi başarılıydı. İkinci Nuclear Blast turnesi Eylül ayında (bu sefer Gorgoroth, Dismember, Agathodamion ve Raise Hell ile birlikte) gerçekleşti. Bu arada grup yeni şarkılar bestelemişti ve ikinci albümleri “Hatebreeder”ın kaydı yapıldı. Bu albüm piyasaya çıkmadan önce (Stone’un No Commands parçasının bir coverını da içeren) “Downfall” isimli bir single çıktı. 1999 başlarında yeni albüm “Hatebreeder” nihayet çıktı ve aynı senenin Temmuz’unda grup biri Osaka, diğer ikisi Tokyo’da olmak üzere üç konserlik bir Japonya turnesine çıktı, hepsinde biletler tükendi. Tokyo’daki iki konser kaydedildi ve bir CD-Box olarak piyasaya sürüldü. Tüm Bunları yeni Nuclear Blast turnesi izledi. Bu sefer beraber çaldıkları gruplar In Flames, Dark Tranquility ve Arch Enemy idi.

Mayıs 2000′de grup yeni bir single albüm çıkardı: “Hate Me”. Bu single da “Children of Bodom” single’ı gibi listelerde zirveye oturdu. Aynı senenin Temmuz ayında grup ABD’ye gitti ve 14.Milwakuee Metal Festivali’nde çaldı. 30 Ekim’de ise “Follow the Reaper” albümleri Finlandaya’da piyasaya çıktı. İlk hafta albüm sadece Orta Avrupa’da 50.000′in üzerinde sattı. Albüm, en çok satanlar listesinde Almanya’da 46, Fransa’da 88, Avusturya’da 38 ve kendi ülkeleri Finlandiya’da 3. sıraya çıktı.

Children of Bodom’un son albümü “Hate Crew Deathroll” ise 2003 yılının Ocak ayında piyasaya çıkmış bulunuyor. Ve son olarak Are You Dead Yet? isimli albümleri 14 kasım 2005 de finlandiyada ve 19 kasım 2005 de tüm dünyada çıkmış bulunuyor.2007 yılının ortalarında ise Bodom Covers adlı cover albümünü piyasaya çıkmış bulunuyor.

Üyeleri :
Alexi Laiho(Solo Gitar-Vokal)
Janne Warman(Keyboard)
Jaska Raatikainen(Bateri)
Henkka Seppälä(Bas Gitar)
Roope Latvala(Ritm Gitar)

Albümleri :
1995 - Ubiquitos Absence of Remission (Demo)
1996 - Shining (Demo)
1997 - Something Wild
1999 - Hatebreeder
2001 - Follow The Reaper
2003 - Hate Crew Deathroll
2005 - Are You Dead Yet?

Singlelar :
1998 - Children of Bodom (EP)
1998 - Downfall (Single)
2000 - Hate Me (Single)
2002 - You’re Better Off Dead (Single)
2004 - Trashed Lost And Strungout (EP)
2005 - In Your Face (Single)

Anathema, İngiliz doom metal grubudur.Liverpoollu gençlerin macerası 1990 yılının yazında ‘Pagan Angel’ ismiyle başladı. Güçlü sound’ları birçok etkilenimle beraber klasik doom metal olarak şekillendi. Kasım 1990′da ilk demoları olan ‘An Iliad of Woes’u kaydettiler. 1991 yılının Ocak ayında demonun çıkmasıyla isimlerini ‘Anathema’(meal: Tanrı’nın ya da kilisenin lanetine uğramış, aforoz edilmiş) olarak değiştirmeye karar verdiler.

Bolt Thrower ve Paradise Lost’u destekledikleri konserlerde kendi evlerinde ciddi bir fan kitlesi kazandılar ve yavaş yavaş tüm Avrupa’da kulaklarda yer edinmeye başladılar. Konserlerle geçen birkaç aydan sonra ‘All Faith is Lost’ isimli ikinci demolarını kaydetmek için stüdyoya girdiler. 1991′de çıkan bu kayıt dergilerden ve fanzinlerden olumlu eleştiriler aldı. Aynı yıl grubun ‘They Die’ isimli ilk single’ı Witchhunt Records etiketiyle piyasaya çıktı. İlk basımında tükenen bu kayıt grubun daha fazla tanınmasını sağladı. Bu albümde gruba basçı olarak Jamie Cavanagh’nın yerine Duncan Patterson dahil oldu.

Grup Peaceville Records’un dikkatini çekti ve 1992 Ekim’inde yayınlanacak olan Peaceville compilation ‘Volume 4′ için ‘Lovelorn Rhapsody’ isimli parçayı kaydetti. Daha sonra grup şirketle 4 albüm için anlaşma imzaladı ve Kasım ‘92′de ‘The Crestfallen’ E.P.si piyasaya çıktı. Cannibal Corpse’u destekledikleri İngiltere turnesi başarılı geçti ve grup canlı performansının ne kadar iyi olduğunu gözler önüne serdi.

İlk albüm ‘Serenades’ Şubat 93′te piyasaya sürüldü. Olumlu eleştiriler alan albüm Metal Hammer’da ayın albümü seçildi. Aynı zamanda ‘Sweet Tears’ videosu MTV’de gösterildi ve oylama sonucu ayın albümü seçildi. Grup geniş bir İngiltere turuna ve aynı plak şirketinde olan gruplarla (My Dying Bride, At the Gates) özel bir gösteriye katıldı. Daha sonra AT THE GATES ile beraber İngiltere konserlerine devam etti, akabinde 15 günlük kısa bir Avrupa turnesi geçirdi.

Romanya, Hollanda ve Belçika’daki festivalleri de içine alan ilk uzun Avrupa turnesi Ocak 94′te tamamlandı ve grup uzun süredir beklenen mini albümü “PENTECOST III”yi kaydetmeye koyuldu. Ardından Brezilya’da INDEPENDENT ROCK festivaline katıldı, ayrıca Avrupa’da da boy göstermeyi ihmal etmedi.

Gecikmeler ‘PENTECOST III’nin çıkışını ‘95 Mayısına kadar sürükledi. Grup bu sıralar ikinci albümünü kaydediyordu ve grupta ayrılık rüzgarları esmeye başladı. Vokalist Darren White gruptan ayrıldı. Yeni bir eleman almak yerine vokali gitarist Vincent Cavanagh üstlenecekti. Albümün çıkışından hemen önce Cathedral’i destekledikleri bir İngiltere turuyla grup yeni kadrosunun performansını görme fırsatı verdi.

Yeni albüm ‘THE SILENT ENIGMA’ Ekim ‘95′te piyasaya çıktı. Son kadro değişikliğinden sonra bu albüm büyük bir başarının da habercisi oldu. Orkestral düzenlemeler, karanlık melodiler, geniş bir vokal yelpazesi, ve olgunlaşmış bir kadro gruptaki gelişimin göstergesiydi.

Paradise Lost ile İngiltere turundan başlayarak yeniden uzun bir Avrupa turnesine çıktılar. Bu arada Dynamo Festivali’nde de başarılı bir performans sergilediler. Kasım 96′da çıkan bir sonraki albüm ‘ETERNITY’, daha önce görülmemiş bir müzikal gelişime ve olgun yaklaşımın kanıtıydı. Basından epey övgü (tabi biraz da eleştiri) aldı.

Atmosferik enstrümanlar, melodi, temiz vokallerin grubun ‘HEAVY’ yönüyle harmanlanması etkileyici bir albüm ortaya çıkarmıştı. ETERNITY, en duygusal metal albümü olarak. Tekrar uzun bir Avrupa turu, festivaller grubun fan kitlesinin gitgide genişlemesini sağladı.

Mayıs ‘97′de grubun ilk videosu olan ‘A VISION OF A DYING EMBRACE’ piyasaya çıktı. Bu kayıt kliplerin yanı sıra grubun MY DYING BRIDE’ı desteklediği Krakow(POLONYA) konserini de içeriyordu.

Haziran ‘97′de davulcu John Douglas gruptan ayrıldı. Yerine eski SOLSTICE davulcusu Shaun Steel (şu an MY DYING BRIDE’de) geçti.

1998 Haziran’ında grubun en çok ses getiren albümü olan ‘ALTERNATIVE 4′ çıktı. Albüm turunun başlangıcında yine kadro değişiklikleri baş gösterdi. Efsanevi basçı Duncan Patterson müzikal farklılıklar nedeniyle gruptan ayrıldı. Yerine Duncan’ın diğer grubu olan DREAMBREED’de birlikte çaldığı Dave Pybus geçti. Ayrıca eski MY DYING BRIDE klavyecisi Martin Powell da gruba katıldı. Sürpriz bir değişiklik de John Douglas’ın gruba geri dönüşüydü.

Grup 9 Ekim 1998 tarihinde de İstanbul’da (Rock House) bir konser verdi. 400 civarı seyircinin izlediği ve ASAFATED’ın ön grup olarak çıktığı konserde ses düzeni pek iyi olmasa da grup mükemmel sahne performansıyla büyük beğeni topladı.

Bu arada grubun Peaceville ile sözleşmesi sona ermişti. Alternative 4′un başarısıyla daha büyük bir şirkete geçmesi kesin gözüyle bakılan grup Peaceville’ın bir nevi babası niteliğindeki şirket ‘MUSIC FOR NATIONS’ ile anlaştı.

1999 Haziran’ı MFN etiketiyle çıkacak ilk albüm ‘JUDGEMENT’ın piyasaya sürüldü. Cavanagh kardeşler bu albümü 1998′de kaybettikleri anneleri Helen Cavanagh’a adadılar. Duncan’ın yokluğuna rağmen bu albümden yine övgüyle söz edildi. Grup aynı yıl uzun zaman sonra Dynamo Festivaline dönüşünü gerçekleştirdi. Matin Powell’ın CRADLE OF FILTH’e katılmak için gruptan ayrılmasından sonra yine eski COF klavyecisi Les Smith gruba dahil oldu. Les Smith daha önce ETERNITY’de çalmıştı ve turlarda grupla birlikte çalmıştı. Bu kez tam anlamıyla kadrodaydı.

Bu arada 28 ve 29 Ocak 2000 tarihlerinde grup ikinci defa İstanbul’da (Kazablanka Concert Hall) dinleyicisiyle buluştu. İlk gün ön grup olarak The Climb ve Metallium, ikinci gün ise Knight Errant ve Antisilence vardı. O zamanın efsane dergisi Non-Serviam’ın organize ettiği konserlerde (98′deki ilk konsere göre) daha iyi bir ses düzeninin de etkisiyle bir kez daha kendisine hayran bıraktı ve uzun süre bu konserlerden söz edildi.

Grup Ekim 2001′de ‘A FINE DAY TO EXIT’ i piyasaya çıkardı. CRADLE OF FILTH’in laneti yine grubun üstündeydi ve albümün çıkışından hemen önce Dave Pybus gruptan ayrılacağını duyurdu ve COF’te bas görevini üstlendi. Bu albümden sonraki turlarda geçici olarak George Roberts gruba yardımcı oldu.

2001 ve 2002 yıllarında ‘RESONANCE’ ve ‘RESONANCE 2′ adında en iyi ANATHEMA parçalarının toplandığı iki albüm piyasaya sürüldü. RESONANCE yavaş, bayan vokal ve balad parçalardan oluşan; RESONANCE 2 ise JUDGEMENT albümü öncesindeki kayıtlardan grubun daha heavy parçalarını içeren bir BEST OF niteliğindeydi.

Mart 2002′de grubun resmi internet sitesindeki bir açıklamada Daniel Cavanagh gruptan ayrılacağını ve artık eski basçı Duncan ve yeni grubu ANTIMATTER ile çalışacağını açıkladı. Nisan 2002′de tuhaf bir şekilde yine resmi internet sitesinde daha önce Danny’nin yaptığı açıklamanın sadece Nisan 1 şakası olduğu duyuruldu. (Pek de inandırıcı değil…) Ancak Danny’nin iki aylığına da olsa gruptan ayrıldığı bir gerçekti.

Kasım 2003′te grubun son albümü ‘A NATURAL DISASTER’ yayınlandı. Artık grupta basçı olarak (yeniden) Cavanagh kardeşlerin üçüncüsü Jamie Cavanagh vardı.’A FINE DAY TO EXIT’ den daha vurucudur. Anathema ‘nın tekrar eski sounduna döndüğünü müjdeleyen albümdür. Grup Haziran 2004′te Rock İstanbul kapsamında üçüncü kez ülkemizde bulundu. Her zamanki gibi performansı muhteşemdi. Sonuçta hem izleyici, hem grup, hem de organizatörler durumdan hoşnut oldu.

Haziran’daki konserin henüz kırkı çıkmıştı ki grubun Ekim’de İstanbul’da iki konser daha vereceği açıklandı. Ardından daha muhteşem bir olay gerçekleşti ve bu konserlere üç konser daha eklenerek grup bu ziyaretini Türkiye turnesine dönüştürdü. Ankara (30 Eylül/Saklıkent) ve İzmir’in (4 Ekim/33 Resurrection (Club33)) yanında grup inanılması güç bir şekilde Eskişehir’de (28 Eylül/Hayal Kahvesi) de çalacaktı. Bu olayda Eskişehir’deki dinleyici potansiyelinin de etkisi büyüktü. Eskişehir konserinin başlamasına dakikalar kalmıştı ki Danny’nin pasaport sorunu nedeniyle konsere gelemediği duyuruldu. Bu durum seyirciyi hayal kırıklığına uğratsa da konserin coşkusunu kaybettirmedi. Berbat bir ses düzenine ve eksik bir gitariste rağmen Vincent’ın seyirciyle diyalogu mükemmeldi. Bu konser turnenin diğer ayaklarına göre belki de en kötü konser olmasına rağmen hatırlanacaktı. Ankara konserinden itibaren diğer konserlerde Danny grupla beraberdi. Turne sonrasında grubun resmi sitesi, Türkiye’deki hayranlarının övgüleriyle doldu.

Kasım 2004′te gecikmeli DVD “Were You There?” Music For Nations etiketiyle piyasaya çıktı. Bu, grubun ikinci videosuydu ve tahmin edileceği üzere son iki albüm ağırlıklıydı (hatta Alternative 4′dan hiçbir parça içermiyordu). Grup, 20 Mayıs 2005 tarihinde, Harbiye Açık Hava Tiyatro’sunda verdiği konserle 5. kez Türkiye’de bulunmuş oldu. Bu konserin önemli bir özelliği, kayıt edilmesiydi.

Grup 4 Ekim 2004′te İzmir’e geldi. Eski clup33′te sahne aldı ve mekanı hınca hınç doldurdu. Grubun ilk kez İzmir’e gelmesinden dolayı içeride bazı aksaklıklar ve tatsızlıklar çıktı. Grup sahneye Sleepless şarkısı ile çıktı. İçeride yaşananlara rağmen konser izleyenleri büyüledi.

Grup 26 Mayıs 2006′da İzmir Kemancı’da sahne aldı. Saat: 19:00′da açılacak olan kapı saat 21:00′da açıldı. Erken saatlerden itibaren kapıda Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ni aşan çok uzun kuyruk oluştu. Ancak önceki konsere göre çok daha fazla büyüleyici bir konserdi. Gerek ses sistemi olsun gerekse performans olsun dinleyicileri kendinden geçirdi. İkinci şarkıları Forgotten Hopes oldu. İçeride sorun çıkmadı. Grup 2 saat sonra sahneden indi. Ancak Anathema hayranları bütün gece etkisini yaşadı. Konser haftalarca dinleyicilerin gündeminde kaldı.

Guns N’ Roses (GN’R), 1985 yılında kurulmuş, tüm dünyada albümleri 100 milyondan fazla satmış Hard Rock şampiyonları ünvanlı Amerikalı ünlü Hard Rock - Heavy Metal müzik grubu.

1982 yılında Indiana’dan rüya kent Los Angeles’ e göç eden Axl Rose ve Izzy Stradlin beraber kurdukları Rose ve Hollywood Rose isimli gruplardan sonra yanlarına Tracii Guns, Ole Beich ve Rob Gardener ‘ı da alarak 1985 yılında Guns N’ Roses’ı kurdular. Fakat ilerleyen zamanlarda Tracii, Beich ve Gardener ayrıldı. Tracii Guns da daha sonra meşhur L.A Guns’ı kuracaktı. Daha sonra efsane gitarist Slash, bas gitarda Duff Mc Kagan ve de davulda Steven Popcorn Adler gruba katıldılar. Böylece efsanevi kadro şekillenmiş oldu.

Kısa bir süre sonra 1986′da GN’R ilk EP’si olan Live Like A Suicide’ı Uzi Suicide plaktan çıkardı. Albümde Nice Boys ve Reckless Life gibi agresif ve yüksek tempolu ikisi cover olmak üzere 4 parça yer alıyordu. EP sıfır promasyona rağmen bir anda 10.000 adet satınca bu Geffen plakçılığın dikkatini çekti ve hemen sözleşme imzaladılar. Bu sırada GN’R meşhur Hell Tour’u için ABD’yi dolaşmaktaydı. 1986 yılının sonlarından 1987 yılının ortalarına kadar stüdyoda kalan grubun yükselişi de başlıyordu.

İlk albümü Appetite For Destruction’ u 1987 yılında yayınlayan grup ilk albümüyle muhteşem çıkışını gerçekleştirmişti. Appetite For Destruction 25 milyon kopya satarak çok büyük bir başarı yakaladı. Albümün tasarlanan ilk kapağı vahşet içerdiği için müzik firmaları tarafından reddedilmiş. Daha sonra Axl Rose’un fikriyle bilinen ünlü kapakla yayınlanmıştır. Albüm tüm zamanların en fazla satan debut (bir sanatçı ya da grubun ilk albümü) albümü olma özelliğini taşımaktadır. Albüm tüm dünyada müzik listelerinin zirvesine yerleşirken grupta dünya çapında konserler vermeye başlamıştı. Bugün bir klasik sayılan albüm şuanda bile otoriteler tarafından gelmiş geçmiş en iyi hard rock albümü kabul edilmektedir. Albüm 20 yıl sonra bugün yeni nesil rock müzisyenlerine esin kaynağı olmaktadır. Albüm 1980′lerin en iyi hard rock albümü olmakla birlikte 1980′lerde yapılan en iyi 5 albüm içindedir. Bu albümden çıkan önemli single parçalar Welcome to the Jungle, Sweet Child O’Mine, Paradise City ve Nightrain müzik listelerinde en üst sıralarda yer almışlardır. Albüm Amerika’ nın en önemli müzik listesi Billboard Top 100′de 5 hafta 1 numarada kalarak bir rekor kırmıştır. Sweet Child O’Mine ise listelerde 1 numaraya çıktı ve Guns N’ Roses 80′lerde şarkısı 1 numaraya çıkan 3 hard rock grubundan biri oldu. Aynı yıl GN’R ozamanların dev grubu Mötley Crüe ve Alice Cooper, Iron Maiden, Aerosmith gibi dev gruplarla beraber çaldı. Guns N’ Roses Amerika’ya bomba gibi düşmüş, adeta ortalığı sallamıştı. Tabi 80′ lerin en büyük gruplarından biri de Mötley Crüe di. ve artık Guns da onlarla aynı kulvardaydı. 80′lerin popüler gruplarından Ratt ve Poison gibi grupların aksine GN’R glam rock’tan daha farklı olarak daha sert, daha agresif fakat daha duyguluydu. Bu fark hemen anlaşıldı vede bu gruplar hemen ikinci plana itiliverdiler.

1988 yılında Appetite For Destruction dünya turnesine devam eden grup bu yılın sonlarına doğru GN’R LIES albümünü yine Geffen müzik’ten piyasaya çıkardılar. Albüm Live Like A Suicide albümünden 4 şarkıyı ve yeni 4 akustik şarkıyı barındırmaktaydı. Bu albümde de yine Patience ve I Used To Love her gibi büyük hitler vardı. Albüm sadece Amerika’da 6 milyon sattı. Ancak One In A Million şarkısındaki bazı kelimeler Axl Rose’a ırkçı ve homofobik suçlamasını getirdi. Axl Rose ise bu karşı çıkıp, medyayı suçladı. Aynı yıl İngiltere’de Donnington Monsters of Rock festivaline katılan grubun 2 hayranı konser sırasında ezilerek can verdi. Axl Rose konser güvenliğini protesto etti ve bir daha Donnington’a katılmayacaklarını söyledi. 1988 yılının sonlarına doğru Mtv ödüllerinde sahne alan grup aynı zamanda Mtv’den en iyi çıkış yapan grup ödülünü aldı. Milyonlarca albüm satıp kapalı gişe konserler veren grup artık medyanın odak noktasıydı. GNR müzikal başarılarıyla olduğu kadar tıpkı Mötley Crüe gibi skandallarıyla da artık zirvede yer alıyordu.

1989 yılında Guns N’ Roses aynı anda 2 albümüyle birlikte Billboard Top 5 listesine giren ilk grup olmuştur. Bu muhteşem bir başarıydı. Aynı yıl Axl Rose 2. kez Rolling Stone’a kapak olmuştu. 1989′da grup Amerikan Müzik ödülleri’nde en iyi hard rock albümü (Appetite For Destruction) ve en iyi hard rock şarkısı (Paradise City) ödüllerini kazandı. 1989 yılında Rolling Stones ile birlikte uzun bir turne yaptılar. 1989 MTV Video Müzik Ödülleri’nde Mötley Crüe’ nun efsane vokalisti Vince Neil ile Izzy Stradlin sahne arkasında yumruklaştılar. olay daha sonra Vince Neil ve Axl Rose tartışmasına dönüştü ve iki superstar birbirlerini televizyonda boks macı yapmaya davet ettiler. 1990 yılının başlarına gelindiğinde ise Guns stüdyonun yolunu tutmuştu. Bu sırada grubun eski dostu Dizzy Reed (Klavye, piyano) Guns N’ Roses’a katıldı. Aynı yıl davulcu Steven Adler uyuşturucuyla olan problemlerini çözemediği gerekçesiyle gruptan uzaklaştırıldı. Ondan boşalan koltuğu Matt Sorum devraldı. Daha sonra dava açan Adler grubu 2,5 milyon $ ödemeye mahkum etmişti. Axl Rose komşusuna saldırdığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Bu sırada Knockin on Heaven’s Door Tom Cruise’un The Days of Thunder filminin müzik albümünde kullanıldı. MTV’nin hazırladığı video klibi ise en çok istek alanlar arasında yer aldı. Grup 1990 yılının tamamını stüdyoda geçirdi. Sadece birkaç tane yardım amaçlı konser verdiler. 1991 yılının ilk aylarını stüdyoda geçiren grup daha sonra bu yılın ortasına doğru Use Your Illusion World Tour 91-93′ ü başlattı. Yine 1991 yılının ortalarında meşhur St. Louis vakası gercekleşti. Axl Rose sürekli fotoğraf çeken bir seyircinin üzerine atladı ve büyüyen olaylarda 40 kişi yaralandı. Daha sonra 1992 yılında Axl bu olay nedeniyle tutuklanacaktı.

Yaklaşık 2 sene süren bir stüdyo kaydının ardından GNR 1991 yılının ekim ayında aynı anda 2 albüm birden yayınlayarak suskunluğunu bozdu. Use Your Illusion 1 ve Use Your Illusion 2. Bu sırada grup 1991 mayıs ayından itibaren zaten kapalı gişe stadyum konserlerine başlamıştı. Bu konserlerde o sıralar yeni patlamış olan Skid Row da Guns N’ Roses’a sahneyi açmıştı. Albümlerden çıkan ilk single You Could Be Mine oldu ve Terminator 2 filminin müzik albümünde yer aldı. Use Your Illusion’lar büyük bir patlama yarattı ve GN’R Billboard Top 100 listesinin ilk iki sırasına yerleşti. MTV’de en çok istek alan videolar You Could be Mine ve Don’t Cry idi. Yine bu yılın sonlarına doğru grubun kurucu üyesi Izzy Stradlin Guns N’ Roses’dan ayrıldığını açıkladı. Onun yerine eski Kills For Thrills gitaristi Gilby Clarke kadroya dahil edildi. ancak Stardlin turnede bazı konserlere katılan gruba destek olacaktı. Daha sonra çıkan single albümler November Rain, Don’t Cry, Live And Let Die, Knockin on Heaven’s Door, Yesterdays ve Estranged şarkıları büyük başarılar kazandı ve klasikleştiler. November Rain gelmiş geçmiş en büyük hitlerden biri oldu. İki albümde toplamda 18 milyon sattı. 1992 yazında Guns N’Roses/Metallica konserler dizisi başladı. Bu konserlerde Metallica Guns n Roses’ın alt grubuydu ve Guns’a konser açıyordu. 1992 MTV ödüllerinde November Rain en iyi klip seçildi. 1992 ve 1993 yıllarını Use Your Illusion dünya turnesiyle geçirdiler. Bu konserlerde kırktan fazla ülkeye uğradılar. Turne müzik dünyasının en uzun ve en büyüklerinden biri oldu. 1993 yılının sonlarında ise The Spaghetti Incident? albümü geldi. Albüm bir cover albümüydü ve grubun çalmayı sevdikleri parçalardan oluşuyordu. Since I Don’t Have You ve Ain’t It Fun gibi şarkıları barındırıyordu. Albüm Amerika’da 2 milyon sattı ve 4 numaraya kadar çıktı.

1994′te Gilby Clarke, Rose tarafından iyi şarkı yazamadığı için ve gruba katkısı olmayacağı için kovuldu. 1994 yılının ortalarında grup bir single çıkardı: Sympathy for the Devil. Bir Rolling Stones coverı olan parça Tom Cruise’ un Interview With Vampire filminin müzik albümünde kullanıldı. Şarkıda Rose’un arkadaşı Paul Tobias gitar çalmaktaydı. Tobias, grubun diğer elemanlarıyla anlaşamıyordu ve onun gitarı Sympathy for the Devil şarkısında Slash’ten daha fazla duyuluyordu. Yan projelerden sonra Rose ile çalışmaya başlayan Slash, Axl Rose ile kavga ediyordu. 1996 yılının ortalarında Slash ayrıldı. Bunu 1997 yılında ise Matt Sorum izledi. Paul Tobias yüzünden Rose’la kavga eden Sorum gruptan ayrıldı ve 1998′de de Duff McKagan gruptan ayrıldığını açıkladı. Efsane gitarist Slash daha sonra yaptığı açıklamalarda Axl Rose her şeyin kendi istediği gibi olmasını istiyordu diyecekti. Yine bu yıl Geffen Use Your Illusion serisindeki en iyi parçaları bir araya toplayarak bir nevi best of çıkardı: Use Your Illusion

1998 yılına gelindiğinde Axl Rose yeni bir Guns N’ Roses albümü yayınlamak için çalışmalara başladı. Yeni bir kadroyla grubu yeniden diriltti. Ritim gitarda Paul Tobias, bas gitarda Tommy Stinson(eski The Replacements), gitarda Robin Finck(eski Nine Inch Nails), bateride Josh Freese ve keyboard’da Dizzy bulunuyordu. Grup 1999′da ilk ürünü olan Oh My Godı bir Arnold Schwarzenegger filmi olan End of Days soundtracki için yaptı. Bu 8 sene sonra çıkmış ilk orjinal Guns N’ Roses şarkısıydı. Aynı yıl yeni albümün adıda Chinese Democracy olarak belirlenmişti. Bu arada davula Josh Freeze’in yerine Primus’tan Brain Mantia geçti. Eski grubuna geri dönen Finck yerine de gitara Buckethead geçti. Ancak Finck 2000′de gruba geri döndü. Yine bu yıl GN’R hayranlarının uzun bir süredir beklediği konser albümü GNR Live Era 87- 93 piyasaya çıktı. 2 disk ten oluşan albüm grubun muhteşem canlı performanslarını içeriyordu.

2000 yılını 2001 ‘ e bağlayan gece Las Vegas’ ta bir konser veren grup yenilenmiş haliyle ilk kez hayranlarının karşısına çıkıyordu. Axl Rose 7 yıl sonra ilk konserini veriyordu. 2001 yılına gelindiğinde grup Brezilya’da Rock in Rio 3 festivalinde 250.000 hayranının karşısına çıktı ve festivalin en iyi grubu seçildi. Madagascar, The Blues ve Oh My God gibi yeni şarkılar çok beğenildi. 2002 yılında dünya turnesini başlatan GNR aynı zamanda 9 yıl sonra ilk kez bir dünya turnesine çıkıyordu. Bu sıradada gitarist Richard Fortus, Paul Tobias’ın yerine Guns N’ Roses’ a katılmıştı. Turne oldukça başarılı geçmiş ve de grup kapalı gişe konserler vermişti. 2002 yılının aralık ayında Amerika Philadelphia’daki konsere Axl Rose un gelmemesiyle birlikte alkollu seyirciler galeyana geldi ve arbede çıktı. Turne sponsoru Clear Channel konserleri durdurdu. Bundan sonra yeniden stüdyoya girdiler ve Chinese Democracy kayıtlarını sürdürdüler.

2002 Ağustos ayının sonunda GN’R sürpriz bir şekilde Mtv Video Müzik Ödülleri töreninde sahne aldı ve Welcome To the Jungle, Madagascar ve Paradise City’i seslendirerek geceye damgasını vurdu. Hayranlar yeni bir albüm beklerken Greatest Hits albümü 2004 yılında yayınlandı. Greatest Hits çok büyük satış rakamlarına ulaştı vede GNR hem ABD’de hemde İngiltere ve Avrupada tekrar müzik listelerinin zirvesine yerleşti. Sadece Amerika satışları 3 milyonu geçti.

4 yıllık bir aradan sonra 2006′da muhteşem bir dönüş yapan Guns N’ Roses Buckethead yerine Ron “Bumblefoot” Thal’ı gitara aldıktan sonra önce Amerika’da New York’ta kapalı gişe 4 konser verdi sonra da Avrupa turnesine başladı. Aynı zamanda Axl Rose yeni albümün kayıtları için 13 milyon dolar harcamıştı. Bu müzik tarihinde bir rekordu. Pek çok ülkede biletleri günler öncesinde tükenen konserler veren GNR ayrıca Rock in Rio, Gods of Metal, Rock am Ring ve Novarock gibi avrupanın en büyük festivallerinde headliner grup oldu. Merakla beklenen yeni şarkılar Better, irs ve T.W.A.T çok beğenildi. İstanbul’a da uğrayan grup yaklaşık 10.000 kişiye Kuruçeşme Arena’da muhteşem bir konser verdi. Bu konserlerdeki en büyük sürpriz ise 1991 yılında gruptan ayrılan kurucu üye Izzy Stradlin’in konuk sanatçı olarak konserlerde yer almasıydı. Turnede ayrıca Izzy Stradlin dışında Kid Rock, Sebastian Bach gibi rock dünyasının meşhur isimleride GNR’a eşlik ettiler. Ağustos ayının sonunda MTV Video Müzik Ödüllerinde sunuculuk yapan ve The Killers’ ı sunan Axl Rose daha sonra kendisiyle yapılan röportajda yeni albümün kesinlikle bu yıl sonunda çıkıcağını söyledi. 2,5 aylık avrupa turnesini bitiren GNR bu turnede 18 farklı ülkede 40 konserde 700.000′den fazla seyirciye ulaştı. 2006 sonlarına doğru bateriye Frank Ferrer geçti.

Yeni albüm olan Chinese Democracy’nin 2006 sonunda piyasaya çıktı.. bazıları için mükemmel olan albümün çıkma süreci uzun sürdüğünden hayal kırıklıklarıda az değildi, 13 milyon dolar harcanarak yapılan albüme büyük umutlar bağlanmıştı, bir takım yazarlar GN’R ın ölmediğini savunurken bir takım da sadece satış ve reklam için yapıldığını belirtiyordu..

Grubun Aldığı Ödüller :
1988 - Yılın en iyi çıkış yapan grubu (MTV VMA)
1989 - En iyi rock single ı Sweet Child O’ Mine (Amerikan Müzik Ödülleri)
1989 - En iyi hard rock video Sweet Child O’ Mine (MTV VMA)
1989 - En iyi hard rock grubu (RIP Magazin)
1990 - En iyi hard rock grubu (Amerikan Müzik Ödülleri)
1990 - En iyi hard rock albümü Appetite For Destruction (Amerikan Müzik Ödülleri)
1990 - En iyi hard rock şarkısı Paradise City (Amerikan Müzik Ödülleri)
1991 - En iyi hard rock grubu (Kerrang)
1992 - En iyi hard rock grubu (Amerikan Müzik Ödülleri)
1992 - En iyi video klip November Rain (MTV VMA)
1992 - En iyi konser grubu (Hit Parader)
1993 - En fazla satan hard rock grubu (World Music Awards)
2001 - Rock in Rio festivalinin en iyi grubu
2002 - En iyi hard rock albümü Appetite For Destruction (Spin Magazine)

Grubun çıkardığı Albümler ve Resmi ABD satış Rakamları :
Live Like A Suicide (EP) (1986) 10.000
Appetite For Destruction (1987) 15 milyon
GN’R Lies (1988) 5 milyon
Use Your İllusion-1 (1991) 7 milyon
Use Your İllusion-2 (1991) 7 milyon
The Spaghetti İncident? (1993) 1 milyon
Live Era 87- 93 (1999) 500.000
Greatest Hits (2004) 3 milyon
Chinese Democracy (2007) ?

1982 yilinda New York’ta kurulan ve vokalde Neil Turbin, gitarlarda gerçek adi Scott Rosenfeld olan Scott “Not” Ian ile Dan Spitz, basta Dan Lilker, davulda Charlie Benante’den olusan grup, bir süre yerel barlarda çaldi, Manowar ve Metallica ile çalisti. Ilk albüm “Soldiers of Metal”i 1983′te çikardilar, albümün hemen ardindan da ilk ayrilik geldi.

1982 yilinda New York’ta kurulan ve vokalde Neil Turbin, gitarlarda gerçek adi Scott Rosenfeld olan Scott “Not” Ian ile Dan Spitz, basta Dan Lilker, davulda Charlie Benante’den olusan grup, bir süre yerel barlarda çaldi, Manowar ve Metallica ile çalisti. Ilk albüm “Soldiers of Metal”i 1983′te çikardilar, albümün hemen ardindan da ilk ayrilik geldi. Basçi Lilker, solist Billy Milano, davulcu Benante ve gitarci Ian ile SOD projesini gerçeklestirdi ve alti günde kaydedilen bu albümün ardindan Nuclear Assault’u kurmak için gruptan ayrildi. Yerine Frank Bello geldi. Bu kadro ile ikinci albümü “Fistful of Metal”i 1984’te piyasaya çikardi. Yeni albümün hazirliklari sürerken Turbin gruptan atildi, yerine de kisa bir süre için Matt Fallon geçti. Ancak bu beraberlik yürümedi ve Joe Belladonna gruba solist olarak katildi. Belladonna’nin vokali ile kendine özgü bir tini oturtmayi basaran grup, bu kadrosuyla yoluna devam etti ve thrash metal’in ilk ve en basarili örneklerini ortaya koydu. Sex Pistols’dan yaptigi uyarlamalarla, Rap grubu Public Enemy ile birlikte yaptigi kayitlarda rap-metal tarzi degisik türlerin yollarini açti. Bu arada speed metal ile power metal arasinda yürüdü ve 80’lerin ortalarindan sonlarina kadar, heavy metal içinde yer alan en etkili gruplardan biri oldu. “Spreading the Disease” (1986), “Among the Living” (1987), “State of Euphoria” (1988) gibi albümlerle türünün en basarili örneklerini sundu.
90′li yillarda da deneysel tavrini, arastirmalarini sürdüren Anthrax, 1991′de Public Enemy ile turne ve kisaçalar kayitlari gerçeklestirdi.
Tüm bu çikis grafigine ragmen grup Belladonna ile yolarini ayirdi ve 1992′de Armored Saint’in eski solisti John Bush ile anlasti. Böylece daha sert bir tiniya dogru kaydi. 1993 yilinda, üç yil aradan sonra ilk stüdyo albümlerini yeni solistleri ile yaptilar. Bu albümden bir parça ile “Last Action Hero” filminin müziginde yer aldilar. 1994 yilinda Kiss anisina yapilan “Kiss My Ass” albümüne ‘She’ yorumu ile katildilar ve büyük begeni topladilar. 1995′te Dave Spitz, solo bir albüm için gruptan ayrildi. Anthrax, konuk gitarci olarak Pantera’dan Darrell’in katilimi ile “Stomp 442”yi kaydetti. 1998′de “Volume 8” çikti ancak pek basarili bir sonuç getirmedi. 2003′te ”We’ve Come For You All” bir hayli ses getirdi. 2005 yılında John Bush’un ayrılmasıyla vokal sıkıntısı çekmeye başladılar. Herşeye rağmen Anthrax tüm kariyeri boyunca sürekli kendini yeniledi, farkli ve deneysel uygulamalari gerçeklestirdi ve yok olmaya karsi akillica direndi.

Diskografi…:
1984 Fistful Of Metal
1985 Spreading The Disease
1987 Among The Living
1988 State Of Euphoria
1990 Persistence Of Time
1993 Sound Of White Noise
1995 Stomp 442
1998 Volume 8 - The Threat Is Real
2003 We’ve Come For You All

Müzik dünyası başarı hikayeleriyle dolu. Tesadüfen barda keşfedilen yetenekler, okul müsameresinde sesiyle dikkat çeken genç kız veya erkekler veya büyük bir grubun ön grubuyken prodüktörler tarafından keşfedilen gruplar… Metallica’nın varoluş hikayesi bunlardan hiçbirine benzemiyor. Son derece sıradan. Ama bir o kadar etkileyici…

‘70′lerin sonunda İngiltere’de heavy metale yeni bir soluk getiren New Wave Of British Heavy Metal akımı sert müzik seven her genç gibi San Francisco’lu lise öğrencisi Lars Ulrich’i de etkilemişti. Samson, Judas Priest, Saxon, Angel Witch, Venom ve Motörhead gibi gruplara gönülden bağlı Lars, 1981 yılında Metallica adı altında bir grup kurduğunda bir gün dünyanın en büyük gruplarından birinin temellerini attığından habersizdi. Metallica’da baterist Lars Ulrich’in yanısıra solo gitarda Dave Mustaine, basta Ron McGovney, vokal ve ritm gitarda ise James Hetfield yeralıyordu.

Bir süre sonra basçı Ron McGovney gruptan ayrıldı ve gruba Mustaine ve Hetfield’ın arkadaşı Cliff Burton dahil oldu. O yıllarda Megaforce adlı plak firmasının sahibi karı koca Jon ve Marshall Zazula; Anthrax, Exodus, Testament, Overkill gibi birçok grubu bünyesinde toplamış, Amerika’da bir thrash/speed metal fırtınasının ilk sinyallerini veren bir atağa kalkmışlardı. Zazula ailesinin tüm bu gruplar arasında dikkatlerini çeken en önemli grup ise Metallica oldu.

Distortion yüklü basgitar soundları, James Hetfield’ın o ana kadar kimsede görmedikleri makine gibi işleyen sol kolu ve biraz işlenirse her biri hit olabilecek besteleri Zazula’ları Metallica’yla 2 albümlük bir anlaşma yapmaya itti. Albüm çalışmaları sırasında gitarist Dave Mustaine, grup içi anlaşmazlıklardan dolayı gruptan ayrıldı ve Megadeth’i kurdu. Mustaine’in yerine o sıralar ilk albümleri “Bonded By Blood” üzerinde çalışan Exodus grubundan Kirk Hammett geldi. İlk albüm 1983 yılında “Kill’Em All” adı altında yayınlandı. Albüm metal dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Aynı yıl çıkan Slayer’a ait ilk albüm olan “Show No Mercy” ile beraber metal dünyasını değiştiren diğer albümlerden biri de buydu. Metallica’nın keskin ve kesik gitar riflerini ve distortion’lı bas soundunu bir dergi “Metallica’yı dinlerken sanki birinin sizi koşmanız için kamçıladığını hissediyorsunuz” yorumunu yapınca “thrash metal” adı verilen bir tür de beraberinde doğmuş oldu. “Ride The Lightning” 1984′te çıktı ve ilk albümden daha derli toplu sounduyla dikkat çekti. Bu arada heavy metal ve serseriliği yücelten şarkı sözleri, bu albümle yerini daha sosyal ve politik sözlere bıraktı.

1986 yılında Vertigo Records etiketiyle yayınlanan 3.albüm “Master Of Puppets” çıktığında Metallica yaşayan en büyük heavy metal grubu olarak anılmaya başlamıştı bile. Bu albüm için turneye çıktıklarında İsveç’e giderken bir otobüs kazası geçirdi grup. Grubun bas gitaristi Cliff Burton kazada hayatını kaybetti. Yerine Flotsam & Jetsam grubundan Jason Newsted dahil oldu. Newsted’ı kamuoyuna tanıtmaya yönelik olarak 5 cover parçadan oluşan “Garage Days Re-Revisited” EP’si 1987′de raflardaki yerini aldı. 1988 yılında yayınlanan “And Justice For All” albümü, mükemmel soundu ve şarkı sözlerinin yanısıra Cliff Burton için yazılan “To Live Is To Die” şarkısıyla da dikkat çekiyordu. Metallica anti video klip anlayışını da bu albümle bozdu.

“One” adlı parçaya siyah beyaz bir klip çekildi ve Metallica bu sayede ilk kez single yayınlamış oldu. Aylar süren turneden sonra grup, prodüktörü Flamming Rasmussen’le yollarını ayırdı ve daha önce Bon Jovi ve Mötley Crüe gibi gruplarla çalışmış olan prodüktör Bob Rock’la anlaştı. Grubun amacı o ana kadar duyulmamış bir sound yaratmaktı. Bob Rock önce şarkıları düzenledi, sonra da stüdyonun akustiğini beğenmeyerek stüdyoyu yeniden inşa ettirdi. 1991 yılında yayınlanan “The Black Album” sade kapağıyla fırtına öncesi sessizlik gibiydi. İlk single “Enter Sandman” listeleri altüst etti. Albüm ise planlandığı gibi inanılmaz bir sound içeriyordu. Benzersiz gitar ve davul soundu “Nothing Else Matters”, “Wherever I May Roam” ve “Unforgiven” gibi singlelarla sadece Amerika’da 7 milyonluk satış rakamını yakaladı.

3 yıla yakın turnede kalan Metallica, yeni albüm için gene Bob Rock’la çalışmayı seçti. Saçlarını kestirip, siyah tişörtlerini rafa kaldıran Metallica bu görüntüsüyle Anton Corjbin tarafından fotoğraflandı. 1996 yılında piyasaya çıkan “Load” albümü Billboard albümler listesine 1 numaradan girdi ve ilk 2 ayda 3 milyonluk satış rakamını yakaladı. Sık aralıklarla albüm yayınlamaya alışık olmayan Metallica, yeni imajıyla tepki gördüğü için bir yıl sonra “ReLoad” albümünü yayınladı. Metallica’yı eski haliyle görmeyi bekleyen fanlar hayal kırıklığına uğradı. Albümden çıkan Marienne Faithful katkılı single “The Memory Remains” listeleri alt üst etti.

1998 yılında tamamı cover parçalardan oluşan double albüm “Garage Inc.” yayınlandı. Tekrar parçası yorumlanan isimler arasında Metallica’nın müzikal gelişimine katkısı olan Motörhead, Mercyful Fate, Misfits, Diamond Head, Queen ve Thin Lizzy gibi isimler vardı. Bu arada grup, yaptığı albümden çok Napster’a karşı açtığı savaşla gündeme geldi. İnternet ortamında şarkılarının serbestçe dolaşıyor olması Metallica’yı rahatsız etmişti, ama Metallica’nın bu ticari yaklaşımı da hayranlarını hayal kırıklığına uğrattı. 300.000 kişi bilgisayarında Metallica parçası bulundurduğu için Napster’dan atıldı. 1999 yılında Metallica gene bir ilki gerçekleştirdi ve San Francisco Semfoni Orkestrasıyla “S&M” adı altında double bir albüm yayınladı. Daha önce yayınlanmamış 2 de yeni parça içeren bu albüm Metallica’yı tekrar zirveye taşıdı. Bu arada grup “Mission Impossible 2″ filmi için seslendirdiği “I Diseppear” adlı şarkıya bir de klip çekti. 2001 yılında basgitarist Jason Newsted gruptan ayrıldığını açıkladı. Metallica bu duruma uzun vadede bir çözüm bulacağını, bunun albüm çalışmalarını aksatmayacağını duyurdu. Stüdyo çalışmalarında gruba eski Ozzy Osbourne ve Alice In Chains basçısı Mike Inez eşlik etti.

Yıl sonunda James Hetfield alkol problemleri nedeniyle tedavi için hasteneye yattı ve çıktığında tekrar albüm çalışmalarına katıldı. 2003 yılında yayınlanan Metallica’nın St.Anger albümündeki tüm baslar grubun prodüktörü Bob Rock tarafından çalındı. Albüm sonrası ise gruba Rob Trujillo katıldı.

2007′de çıkması beklenen St. Anger II albümü ile, 1986 yılında Master of Puppets albümüyle yakaladığı başarıyı tekrar yakalayabileceği söyleniyor. Albümün en az Master fo Puppets kadar güzel olacağına inanıyor ve bekliyoruz…


Bu site en iyi: Internet Exploler 7 ile 1280 x 1024 çözünürlükte görünmektedir.
This Site Best Viewed In: Internet Exololer 7 Resolution: 1280 x 1024